CUMHURIYET / SANAL MANZARALAR 2015

10891926_10152988202419158_3139557169875487667_n

Ali Alışır,2009’dan bu yana “sanal” kavramı üzerine eğiliyor.Asıl derdi ise gerçeklikle. Gerçeğin,gerçek bilginin peşinde Alışır.Önce “Sanal Bedenler”,sonra “Sanal Mekanlar” ve “Sanal Savaşlar” sergilerini açan Alışır,şimdi de serinin belki de son işiyle,17 Ocak’a dek Bozlu Art Project’te sergilenecek olan “Sanal Manzaralar”la karşımızda…

Alışır, “Sanal Manzaralar”ın,bildiğimiz manzaradan farklı olduğunu dile getiriyor.Sergideki işlerde ağaç kavramını ön planda tutan sanatçı,bu ağaçları internet kablolarıyla,ağlarla örmüş;

“Manzara bir kavram olarak karşımızda.Uzaktan bakıp gördüğümüz,ama yakınlaştıkça aslında hiç öyle güzel,cazip ve etkileyici bir görüntüyle karşılamayan bu manzara bu.Sosyal medya ve şirketlerin logolarıyla örülmüş bir ağ sistemini andırıyor.”

Dört bir yandan bilgi yağıyor,her biri de çoğumuza çarpıp geçiyor.Özellikle internet kullanımıyla birlikte bu gerçeklik daha da açık bir biçimde karşımızda duruyor.Alışır,bu bilgilerin ne kadar işimize yaradığını sorguluyor.En kadim bilgi kavramının ağaç olduğunu söylüyor.O yüzden de ağaç,sergisinin baş kahramanı:

“Geçmişten gelen bilgelikle,bugünkü bilgili olmayı tanımlamaya çalışıyorum. Biz,sözde bilgili bir toplumuz.Anlık kullanılan ve sürekli değişime uğrayan bir bilgi akışı söz konusu.Paylaşıma sokulan bilgi,bugün hayatımıza katkı sağlamadığı gibi,manipüle ediyor.”

Aslında mesele,yaşadığımız hayatın ne kadar farkında olduğumuz.Sanallık hayatımızın ne kadar içinde? “Tam ortasındayız bunun” diyor Alışır: “Teknoloji,doğası gereği insanları şekillendiriyor.Gerçek ve saf bilginin önüne geçen ve yeniden üretilen bilgilerle dolu etrafımız.”

Sanatçı,hem doğadan hem de gerçek bilgiden uzaklaştığımızı hatırlatırken,işin evrensel boyutuyla ilgilendiğini özellikle vurguluyor.Amacımın alternatif bakış açıları sunmak olduğunu söyleyen Alışır,temelde olarak içerikle ilgilendiğini dile getiriyor: “Bu yüzyılda ne yazık ki sanat içerikten bağımsız.Buna karşın ben de düşünceleri başka boyuttan aktarmak zorunda hissediyorum kendimi.”

“Kimliksizleşme Başladı”

Yeni bir manzara ortaya koyuyor Alışır.Peki,bu manzarada insanlar ne kadar mutlu yada mutlu mu?

Yanıtlıyor: “Bu dünyaya mecbur bırakıldık.Doğadan kopmaya başladık ve kendimize yeni sanal dünyalar inşa ettik.Bu yüzyılda mutlu insan tipi yok.Her şey içeriğinden kopmuş bir biçimde karşımızda.Her şeyin mış’ gibi yaşandığı bir sistemin yansımalarıyız.Kendimize yabancılaşmış,diğer insanlara da yabancılaşmayı kanıksamışız.Bunu da arttıran teknoloji.Çünkü iletişim azaldı.Eskiden iletişim yüz yüzeydi,şimdi arayüzler üzerinden…İnsanlar kimliksizleşmeye başladı.”

Sergide,iki de enstalasyon bulunuyor.Biri doğayı kavanozların içine koyup,kavanozlara da çeşitli etiketler yapıştırdığı bir çalışma.Kendimize yapay dünyalar yarattığımızı betimliyor. Diğerinde ise Alışır’ın doğadan bulduğu iki kütük görüyoruz.Birinden doğanın sesini duyuyor,diğerinden ise görüntüsünü izliyoruz: “Doğanın bir hafızası var,ağaçlarında…Her şeyin,toplumun, dünyanın,evrenin hafızasını taşıyor ağaçlar.”

Farklı bir tekniği var.O yüzden de, “Bu çalışmalar fotoğraf değil” diyor. “Bir ressam boya kullanıyorsa,ben de ışığı kullanıyorum.Fotoğrafı üzerine ince ince işliyorum.Bu,fotoğrafın çoğaltılmasına da bir tepki.Resim nasıl tekse,benim çalışmalarım da tek.”

 

Reklamlar