RADIKAL / ROPORTAJ 2014

01

Ali Alışır kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Fotoğraf Sanatçısıyım.Aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Öğretim Görevlisiyim.Yaklaşık 15 yıldır Çağdaş sanatla ilgi çalışmalar üretiyorum.2009 yılından beri “Sanal” ve “Gerçeklik” kavramı çalışmalarımın merkezini oluşturuyor.Sanal Bedenler,Sanal Mekanlar,Sanal Savaşlar’dan sonra bu sefer Sanal Manzaralar sergisiyle tekrar izleyici karşısındayım.

Neden konsept olarak doğayı, ağacı seçtiniz? Bu seçimde kısa zaman önce yaşanan Gezi eylemlerinin de etkisi var mı?

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor; “Sanal Manzaralar” bir Gezi sergisi değil.Gezi olaylarından yaklaşık 1 sene önce düşündüğüm ve üretimine başladığım bir sergiydi Sanal Manzaralar.(“Sanal Savaşlar” sergimde de savaşın bu kadar içine çekilmediğimiz bir dönem yapmıştım) Tabiki Gezi olayları herkes gibi beni de derinden etkiledi.Gezi olayları bittiğinde ise gene elimde iki aynı kavram kaldığını gördüm: Ağaç ve bilgi.İşin ilginç yanı ağaç ve bilgi hep tarih boyunca birbiriyle ilişkili olmuştur

Sizce insanoğlunun doğadan uzaklaşmasının nedeni ne?

Bugün çoğumuzun içinde bulunduğu hızlı yaşam temposu, sahip olduğumuz ileri teknoloji ürünü elektronik aletler, zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz kapalı mekanlar,bizi doğadan gitgide uzaklaştırıyor.Oysa Teknoloji 19.yüzyıldan bu yana daha fazla boş zaman vaadinde bulunuyor.Fakat insanlar geçmişe oranla daha fazla çalışıyorlar.Teknoloji bize hizmet etmeliydi, ama biz ona hizmet eder olduk.Peki daha mı mutluyuz? Ben 2009 yılından itibaren bu kavramlar üzerinde, etrafımda gördüğüm ve yaşadığım modern insanın sorunları ile ilgili çalışmalar üretiyorum.

02

Ağaçın mitolojideki yeri nedir? Siz fotoğraflarınızda ne kadarına, nasıl yer verdiniz?

Ağaç bütün kültürlerde çok önemli bir yere sahip.Örneğin ilk insanın işlediği günahla (yasak ağaç ve elma) dinin konu aldığı ağaç,ezoterik bilgilere göre alemler arası irtibatı   simgelemiştir.Kabalistlere göre ise hayat ağacı evrenin oluşmasının bir modelidir. Şamanlar da bu bağlamda ağacı gökyüzüne ulaşmak için bir merdiven olarak kullanıyorlardı Hayat ağacı,aynı zamanda bilgelik ağacıdır.Türk destanları ağacı ve ormanı kutsallaştıran,gücünü ona duyduğu saygıdan alan destanlarla yazılmıştır. Kutsal ağaç, devlet ağacı, altın ağaç gibi isimlerle de anılan hayat ağacı, İslâmî devirde ise cennet ağacına dönüşmüştür.Diğer taraftan Osmanlılar ağacı hükümdarlık sembolu ve ata ruhalarının makamı saymaktaydılar. Ağaç zaman zaman tabiat olaylarını yönlendirmede bir araç olarak kullanılırken zaman zamanda Tanrı’yla bir iletişim aracı olarak görülmüştür. Geçmişten günümüze doğaya ve onun en önemli parçası olan ağaca atfedilen anlam teknolojiyle beraber bugün ise yeni bir boyut kazanıyor. Gerçek doğanın yerini almaya başlayan artık hepimizin belleğine kazınmış,hayal ve tasarımdan ibaret bir manzara var.Bu manzara ne Cezanne’ın ne de Pissarro’nun ne de Modern dönem ressamlarının tablolarına benziyor.Bugün içinde bulunduğumuz bu manzara sosyal medya ağlarıyla çevrelenmiş,sürekli paylaşımda bulunmaya bizi davet eden bir dünya.Bugün bizler teknolojiyle doğayı artık sadece değiştirmiyor ona yapay bileşenler de ekliyoruz.Sergimde ağaçları ve doğayı internet ağları ile sarılmış bir şekilde kullanmaya çalışmam, doğadan uzaklaşmamızın ötesinde,sanal dünyalar kurgulamaya çalışmamıza vurgu yapıyor.

03

“Geçmişteki bilgelik ağacı ile günümüzdeki sosyal medyayı neden ve nasıl bir araya getirdiniz? Biraz açar mısınız?

Enformasyon toplumunun içinde yaşayan her birey, bilgili olmak, gelişmeleri takip etmek zorundadır. Daha doğrusu öyle yapıyor görünmelidir.Her şeyin eş zamanlı bir şekilde olup bittiği ekran üzerinde, birkaç tıklamayla gerçekleştirilen dünyada aslında ortada bilgi geliştiren bir olay ve bilgilenen birey yoktur.Bunun en önemli nedeni “an” kavramının gerçek zamanından kopartılmış olmasından kaynaklanmasıdır. Olay artık haber sunumu ve bilgi paylaşımı değil, bilgi ve olay yaratma biçimine dönüşmüş durumdadır. Bu yüzden insana mantıklı görünen her şey sanal düzeyde mümkün olmaktadır gerçek dünyaya özgü gerçekleşebilecek, özgün ve sıra dışı bir rastlantısallık ise orada yoktur.

Oysa eskiden bilgi,öğrenme,araştırma,deney veya gözlem sonucunda elde edilen gerçeklerin bir bütünüydü.Bu bilgiler kaydedilebilir, görülebilir, tekrar elde edilebilir nitelikteydiler.Bu modern dünyanın gerçeğiydi.Bugün ise böyle bir şey mümkün gözükmüyor.Ben bilginin kendi doğasından (gerçeklikten) koparılmasını,yeniden üretilmesini, paylaşıma sokulmasını ve bu olumsuz değişimin etkisinde kalan insanın yalnızlığını çaresizliğini ortaya koymaya çalışıyorum yapıtlarımda.Bunu yaparkende geçmişteki bilgelik kavramını temsil eden ağaç kavramını günümüzdeki internet bağlantılarıyla bir araya getiriyorum.

Fotoğraf ve resim arasındaki size özgü dili nasıl yarattınız? Bir karşılaştırma yapmak gerekirse sizi ve projelerinizi diğer fotoğrafçılardan ve disiplinlerden ayıran nedir?

Uzun yıllar üniversite dönemi ve sonrası resim yaptım.Eğitimimi tamamladıktan sonra İtalya’ya taşındım.Orada resimden gelen yeteneğimi fotoğraf ile birleştirdim.Bu aynı zamanda bana resim yapmanın yetmediği bir dönemdi.Teknoloji ile beraber fotoğrafında resim gibi işlenebileceğini farkettim ve o günden bu yana teknoloji ile sanatı bir araya getirip çağdaş sanata yönelik işler üretiyorum.Diğer sanat dallarından ve bu çalışmaları üreten sanatçılardan beni ayıran en önemli farkın çok okumak ve okuduklarımı üretim süreçlerime başarıyla yansıtabilme yeteneğim olduğunu düşünüyorum.

Reklamlar