ISTANBUL ART NEWS – ROPORTAJ 2014 / 2015

İstanbulArtNews 011214

Sanal gerçekliğin doğayla imtihanı

Gökyüzüne uzanan bir ağaç,üstünde ‘avatar’lar,kullanıcı profilleri ve sosyal medya hesaplarıyla dalları birbirine dolanmış kocaman bir sanal ağ.Ali Alışır,insanın sanal gerçeklikle imtihanını irdelediği serisinin son halkası “Sanal Manzaralar” da bilginin doğasından koparılmasını,yeniden üretilmesini ve paylaşıma sokulmasını işliyor.

Röportaj : Gözde Kazaz

Ali Alışır,2009 yılından beri fotoğraf çalışmalarının merkezine koyduğu sanallık kavramının son halkası olan “Sanal Manzaralar” sergisiyle 19 Aralık-17 Ocak tarihleri arasında Bozlu Art Project’e konuk oluyor. “Sanal Bedenler”,”Sanal Mekanlar”,”Sanal Savaşlar” sergilerinin artçılı olan sergide Alışır,21.yüzyılda değişime uğradığını düşündüğü gerçekliğe imge yoluyla ulaşmanın imkansızlığını aktarırken,bilginin kadim sembolü ağaçtan yola çıkıyor.Sanal gerçeklik,sosyal ağlar,bilgi ve ağaçtan bahsederken hemen bir şerh koyalım;bu sergi Gezi direnişinden ilhamla hazırlanmamış: “Konu ağaç olunca ilk akla gelen Gezi direnişi oluyor ama ondan yaklaşık bir sene önce düşündüğüm ve üretimine başladığım bir sergiydi “Sanal Manzaralar” diyor Alışır; “Elbette,Gezi olayları herkes gibi beni de derinden etkiledi.Gezi olayları bittiğindeyse gene elimde iki aynı kavram kaldığını gördüm: Ağaç ve bilgi.”

Rastlantısallık yok olurken 

Farklı kültürlerde insan ve evrenin ruhunu temsil eden,bilginin kaynağı olarak cisimleşen ağaç,Ali Alışır’ın manipüle edilmiş fotoğraflarında internet ağlarıyla hasbihal ediyor.Doğadan uzaklaşmanın ötesinde,bilgi yoluyla sanal dünyaların kurgulanmasına gönderme yapan bir birliktelik,sanal olarak paylaşımda bulunan insanların manzarası olarak sergide kendine yer buluyor. “Günümüz insanı teknolojiyle hem doğadan uzaklaşıyor hem de yeni dünyalar (sanal dünyalar) oluşturuyor.Ve bunların hepsi bilgi kavramı üzerinden gerçekleşiyor. Geçmişten günümüze teknolojiyle beraber bu bilginin değişimini ağaçlardan yola çıkarak anlatmaya çalıştım.Kısaca teknoloji,bilgi ve doğa kavramlarından oluşan bir sergi bu” diyor Alışır.

Peki sanal ‘gerçekliğin’,gerçekliğin önüne geçtiği bu çağda özellikle son senelerde sosyal örgütlenmeden hayata taşan yeni örgütlenme biçimleri,sanal gerçekliğe olan bu mesafeli bakışı tekrar düşünmeye itmez mi? Sanatçı şöyle yanıtlıyor: “Enformasyon toplumunun içinde yaşayan her birey,bilgili olmak,gelişmeleri takip etmek zorundadır.Daha doğrusu öyle yapıyor görünmelidir.Her şeyin eşzamanlı  bir şekilde olup bittiği ekran üzerinde,birkaç tıklamayla gerçekleştirilen dünyada aslında ortada bilgi geliştiren bir olay ve bilgilenen birey yoktur.Bunun en önemli nedeni ‘an’ kavramının gerçek zamandan kopartılmış olmasıdır.Olay artık haber sunumu ve bilgi paylaşımı değil,bilgi ve olay yaratma biçimine dönüşmüş durumdadır.Bu yüzden insana mantıklı görünen herşey sanal düzlemde mümkün olmaktadır;gerçek dünyaya özgü, gerçekleşebilecek, özgün ve sıradaşı bir rastlantısallık ise orada yoktur.Bu bağlamda son yıllarda dünyada yaşanan olayları ayrı tutmuyorum.Tam tersine;toplumların,iletişimin içeriğinden çok,iletişimde kullanılan araçların doğası tarafından biçimlendirildiğini düşünüyorum.21.yüzyıl toplumu farklı ve yeni bir kültür inşa ediyor.İletişim teknolojilerinin bugün ulaştığı düzey,’saf’ ve gerçek bilginin ulaştığı gücü aşmaktadır.Ben tehlikenin tam da burada başladığına vurgu yapıyorum.”

Sığınak ve kutsal alan

Bozlu Art Project galeri mekanında 20’den fazla karışık teknik fotoğrafın yanı sıra yer alan enstalasyonlar da gerçek bilgiden kopuşu ve bu bilginin asıl kaynağını hatırlatıyor.Doğadan kesilip atılmış iki ağaç gövdesi sergi mekanında konumlanırken biri doğanın bilgisini gösteriyor,diğeri ise dinletiyor.Diğer bir enstalasyon serisinde ise doğadan toplanmış bitkilerin yer aldığı fanuslar sosyal medya ikonlarının isimlerini taşıyor.

Muhafaza edilen bu bitkiler esasında sanatçısının ilham kaynağı olan ağaçla ilişkisinin de ilk nüvelerini veriyor olabilir;zira kendisi çocukluğunda doğadan topladığı bitki türlerini evlerinin arka bahçesinde yaptığı ağaçtan evde muhafaza edermiş; “Bu ağaç ev benim için sığınaktan öte,kutsal bir alan gibiydi.Saatlerce orada oturup doğayı seyrederdim.Ağacın benim hafızamdaki en eski kaydı bu sanırım.Şu anki sergimin de ilk sanatsal fikri orda başlamış olabilir.”

Ali Alışır,sanal gerçekliği sorguladığı serisine bu serginin ardından da devam edecek gibi görünüyor.Sanatçının serinin kavramsal çerçevesini hazırlarken epey etkilendiği belli olan Jean Baudrillard’ın söylediği gibi insanlığın “doğal dünyanın yerine zorla yapay bir dünya koyma girişimi uzun vadede her şeyi yadsımamıza yol açabilir.”Alışır da doğadan,kendimizden ve birbirimizden daha kopuk olduğumuz bu çağa dair eleştirisini bu yadsımanın farklı yüzleri üzerinden kuruyor,kurmaya da devam edecek.

Reklamlar