21.YUZYILIN NAKAVT’I

 PL 2015 Nisan2 (dragged)

1921 yılının Haziran ayıydı.90 bin kişi Jersey City Arena’da asrın boks maçını seyretmek için toplanmıştı.Amerikalı boksör Jak Dempsey ile Fransız boksör Georges Carpantier’i çok çetince geçen bir dövüşün ardından dördüncü raund’da nakavt ediyordu.Bu maçı asrın maçı yapan iki ağırsiklet şampiyonun sadece kıyasıya dövüşü değildi.Bu aynı zamanda radyo yayının yazılı basının trajlarını da nakavt etmesiydi.Maçı stadyumda bulunan  binlerce kişinin dışında 300.000 kişiye ulaştıran bu sefer yazılı basın değil sesli teknolojiydi.Bu bir devrimdi…

Bu devrim günümüzde internetin gelişmesiyle beraber milyonlarca insana ulaşmaya devam ediyor.Sosyal medyanın gelişmesiyle beraber yüzlerce hatta binlerce insana anında ulaşabiliyoruz. 21.yüzyılda artık bir nevi tanrısal yeteneklere sahibiz.Artık sanal ortamda ölmek diye bir kavram yok.Fiziki ortamın ağırlığının yerini sanal ortamdan bir daha  kaybolmayacak homojen bilgi dolaşımı alıyor.Sanki ölen bir gezegenin ışığının dünyaya milyonlarca yıl sonra ulaşması gibi bilgiler sanal ortamda bizden sonra da ışımıya devam ediyor.

Bu ışıma ile 21.yüzyılda herkes ve herşey sanki sürekli baştan çıkarıcı olmak istiyor. Ateşli insanlar,saydam dudaklar,ışıklı gökyüzü,retro bir gülümseme…İşte gerçek çağdaş soyluluk bu.Sanki bir zamanlar Bizans’ın içine düştüğü durumdayız.Tek farkla;Tapınma kültürü bu sefer  popüler kültürün imgeleriyle  gerçekleştiriliyor.Çağımızın pop kültürünü bu “ikonotaparlılığı” oluşturuyor. Artık kusursuz olmak diye birşey varsa o da “online” olmak anlamına geliyor.

Zaten teknoloji çok uzun zamandan beri kendisinin sahip olamadığı şeyler üzerine modeller üretmiyor mu? Cinselliğin büründüğü pornografi,sporun extrem boyutu,siyasetin manipülatif gücü teknolojiyle çok uzun zamandan beri iş birliği içinde…Teknolojinin bu güçlü yayılmacı yönü en aptalca şeylere bile büyük zaferler kazandırıyor.

Bir zamanlar bizler için ilke olmuş,klavuzluk yaratmış bütün gerçeklik ve idealler adeta ölmektedir.Gerçekliğin ölmesi,yok olması anlamını taşımamaktadır.Tam tersine gereğinden fazla üretilen gerçeklik artık kendisine inanılmasını imkansız hale getirmektedir.

Eskiden değer yargılarını ve düşünceleri birbirinden farklı kılan ve uzakta tutmayı başaran mesafe kavramımız artık yok.Karşıt kutuplar ortadan kalkıyor,paylaşım dünyası kesin değer yargılarımızının çizgilerini ortadan kaldırıyor.Medya bugünkü hızına ve gücüne ulaşmadan önce tarihsel süreçte  oluşan ve hazmedilen bilgi yerine bugün yayınlanan naklen haberlerler gerçeklikten çok “filme benzeyen birşey” i bizlere sunuyor.Gerçek haber ise çoktan paramparça edilmiş ve hiçbir zaman gerçek içeriğini öğrenemeyeceğimiz bir konuma taşınıyor.PL 2015 Nisan2 (dragged)2

Diğer traftan 21.yüzyılda teknolojinin en büyük cezalandırması ise onu yasaklayan şeyleri imgeye dönüştürmesi ile son buluyor.Tıpkı devrimlerin kendi çocuklarını yutması gibi,teknoloji bugün,bir zamanlar onlara sınırsız özgürlük hakkı tanımış ve daha sonra onu yasaklamaya çalışan sistemleri yutma tehdini taşımakatdır.Sanki bize “Kurban edilmek mi istiyorsunuz?  O zaman benim (teknolojinin) ulaşamayacağı değer yargılarınızdan, yazgılarınızdan ve yasaklarınızdan bahsedin” diyor.

Bugün teknolojik gelişim ve bunun getirdiği paylaşım dünyası (facebook, twitter, youtube, instagram vs..) bizi imgeye dönüşme tehdidi ile karşı karşıya bırakıyor. “İmgeye dönüşmek demek gündelik yaşamın olumlu ve olumuz yönleriyle herhangi bir sır olmadan sergilenmesi demektir.Sürekli iletişim halinde olmak demektir.”Dolayısıyla gerçeklik algımız içinde günümüzde sakayabileceğimiz birşey kalmıyor.Yaşadığımız yüzyılda bu yüzden artık herhangi bir sırra sahip değiliz…

Tıpkı Amerikalı boksör Jak Dempsey’in ,Fransız boksör Georges Carpantier’i çok çetince geçen bir dövüşün ardından nakavt etmesi gibi günümüzde imgeler gerçekliği nakavt ediyor.Ve hepimizin gerçeklikten kalan son  parçaları etrafa dağılıyor ve bu 21.yüzyılın en büyük devrimi haline geliyor…

Ali Alışır – 2014

www.alialisir.com

Reklamlar