ALI ALISIR’IN YAPITLARI UZERINE – MERIH AKOGUL

Fotoğraf Dergisi 2013m

ALİ ALIŞIR İLE SAVAŞLAR

Ali Alışır yaşadığı dünyayı ve insanlığı ilgilendiren en önemli konulardan biri olan savaşları, açmış olduğu son sergisi olan “Sanal Savaşlar” ile kendi bakış  açısından bir kez daha ele alıyor. Savaşlarla adeta yıkanan dünyamızın dijital bir elekten geçirilerek yapılan bu yorumu, içerik  ile biçimin estetik dengesi açısından da Ali Alışır’ın fotoğraf kariyerinde yeni bir adım olarak görülebilir.

Elbette yakın dönemlerde savaş görmemiş ama dört bir yanı savaşlarla çevrili coğrafyamızda, değişen dinamiklerin tehdidiyle tedirginlik içinde yaşıyoruz. Kullanılan silahlardan evrensel risklere kadar kaynağı bizde olmayan birçok felaketin kapımızı her an çalabilmesinin bir an meselesi olduğunu da biliyoruz. Savaşın kendisinden çok, medyanın günlük bombardımanını evlerimizde -üstelik naklen izlettirilen- haberler aracılığıyla bizleri hedef almaktadır.

Yeni bir güne başlarken bile huzurlu bir biçimde yaptığımız kahvaltımıza dünyanın dört bir yanından savaş haberleri eşlik ediyor. Yeni toprak veya hak arayışları, büyük devletlerin  paravan arkası güç gösterileri, bir türlü dizginlenemeyen bireysel çıkarlar, kendi inancının zorla kabulü ya da silah sektörünün elindeki stokları eritme çabası.. Sebebi ne olursa olsun savaşlar insanların yaşamında  en büyük toplu tehditi yaratmakta, geleceği ürküten bir bilinmeze dönüştürmede ve gerçeklik ile paranoya arasında yeni bir yaşam alanı yaratmaktadır. Bu durumda hayatında savaş görmemiş bir kişi bile, savaşın bütün etkilerini -eylemin kendisiyle karşılaşmak dışında- en ince ayrıntısına kadar yaşamaktadır.

Gazetelerde okuduğumuz ve televizyonda izlediğimiz haberler nedeniyle, savaşlar konusunda önyargısız olmamız imkansızdır. Bu da bizleri yorum yapma konusunda yetkili kılar. Bunun için politikacı, savunma bakanı ya da bir barış gönüllüsü olup olmamamız farketmez. Bu; basına verilen demeçten, fikirlerin özgürce aktarılabildiği bir kürsüye;  savaş karşıtı bir gösteriden, insanın kendi bedeniyle giriştiği bir protesto yöntemine kadar karşılık bulabilir.

Konu savaş gibi çetin ceviz bir alan da olsa, bunu en iyi ve etkili olarak dışa vuracak yöntem sanatın ta kendisidir. Müzikten resme, heykelden sinemaya, edebiyattan fotoğrafa kadar birçok sanat dalı, iki elin parmaklarından daha fazla olmayan konular arasında, savaşı ustalıkla kullanmışlardır. Bazen epik bir kurtuluş destanı, bazen de vahşeti en ince ayrıntısına kadar betimleyen yapıtlar üretmişlerdir.  Ama neredeyse tüm yapıtların ortak noktası -sonu zaferle de bitmiş olsa- savaşın insanlara verdiği zarar üzerinedir.

Çalışmalarını seçtiği belirli temalar üzerinden kararlılıkla sürdüren Ali Alışır da, son sergisinde savaşların insanlık için verdiği zararları, belirli bir görsel estetik üzerinden, bir savaş muhabirinin yaptığının tam tersini yaparak, bizlere yepyeni bir düzlemde sunuyor. Savaş muhabirleri içinde bulunduğu savaşları gerçekliğinden çıkarıp fantastik bir biçimde bir gazete ya da televizyon haberi üzerinden -sunarken, Ali Alışır da düşüncenin kendisinden yola çıkarak “Sanal Savaşlar”ı sanat yapıtının gerçekliği içinde yeniden biçimlendirerek izleyicileriyle paylaşıyor.

Ali Alışır, Art On İstanbul’da açtığı sergisinde sanallık ve savaş kavramlarını kendisine ait bir kurguyla birleştiriyor. Tıpkı, artık savaşların tank, tüfek ya da süngüyle göğüs göğüse muharebe şeklinde değil, masa başında uyduların incelikli kullanımı dahil en ileri teknolojilerden yararlanarak yapılması gibi, Ali Alışır da fotoğraflarını görsel anlamla da dijital bir katman kullanarak yapıyor.

Dijital teknolojinin yeryüzüne bir kurtarıcı gibi geldiği ve bu teknolojileri kullananların kendilerini Tanrı gibi hissettikleri günümüzde, savaşların da kuralları değişmiş bulunuyor. Her yerde kameralar var ve her hareketimiz izleniyor: Örneğin, bugün bir banka soyguncusu, soyduğu bankadan evine gidinceye kadar kamusal ve özel alanlara konulan kameralar yardımıyla tıpkı bir soygun belgeseli yapılmışçasına izlenebiliyor.

Ali Alışır da bu teknolojiyi kullanıyor ama savaşların karşısında durarak, bayraktan askerlere, bazen suret, bazen maket farklı objeler ve nesneler kullanarak sözünü görsel olarak söylüyor. Fotoğraflardaki estetik katmanın arkasında savaşın negatif etkisi ve teknolojinin insanlığın karşısında nasıl konuşlandırıldığını rahatlıkla görebiliyoruz. Bir yandan savaşlar, diğer yandan da gelişen teknoloji, çoklukla bilgisayar oyunlarının içinde buluşuyorlar. Ve birçok insan kendi gerçekliğinin yerine sanal gerçekliği koyup, bu suni dünyaların içinde kaybolmayı yeğliyorlar. Tıpkı çizgi filmlerdeki gibi, vurulsanız da ölmüyorsunuz. Kim bilir, belki de bugün bizim yaşıyor olmamızın en önemli nedeni, çok uzaklarda ya da eskiden, birilerinin bizim yerimize vurulmuş olmaları olabilir.

Ali Alışır, bu paralel dünyaları, fotoğraf sanatı ve bir galerinin duvarlarını bahane ederek bizlere taşıdığı için övgüyü hak ediyor. Bir oyun konsolunun başına oturur gibi, bizim yerimize sanal alemlerde savaşıyor ve işin ilginci elinde fotoğraftan başka da kendini savunacağı bir silah yok. Zamanda geriye yolculuk ne yazık ki mümkün değil ama şu satırları yazarken bile gelecek ile ilgili tasarımlarımızın hayal olmaktan çıkarak yaşamın gerçekliğine dönüştüğünü görüyoruz. Hiç olmazsa aldığımız nefesin ve puslu geleceğin yaşanası günlerin değerini bilelim. En azından Ali’nin fotoğraflarıyla galeri mekanında baş başa kaldığımız ve kendimizi gelecek ile geçmiş arasında bir köprü gibi önemli hissettiğimiz şu nadir anlarda…

Kendi adıma, Ali Alışır’ın fotoğrafa attığı dijital imzayı seviyorum.

Merih AKOĞUL – 2013

 

Reklamlar