TRENDSETTER DERGISI – ROPORTAJ

trendsetter-2012

Önce “sanal bedenler”, sonra “sanal mekanlar” ve şimdi “sanal savaşlar”. Yumuşak çalışmalardan sonra neden savaş gibi sert bir konu?

Savaşın artık “sert bir konu” olduğunu düşünmüyorum.Eğer savaş bu gün bahsettiğiniz kadar sert bir konu olsaydı Körfez savaşını,Afganistan,Irak,Suriye savaşlarını ve sivillerin öldürülmesi  gece yarısı evlerimizde,rahat koltuklarımızdan adeta havai fişek gösterisi veya bir video oyununu izler gibi seyretmezdik.“Savaş” kavramında geçtiğimiz yüzyıla oranla ciddi değişimler olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle 11 Eylül saldırısından sonra Afganistan ve Irak’ın işgaliyle devam eden süreçte gelişmiş teknoloji ile önceden belirlenen hedefler vuruldu.Geçmişte de büyük savaşlar,işgaller ve kayıplar olmuştu ama hiçbiri bu denli gösterişli ve eşzamanlı icra edilmemişti.Bu teknolojik savaşı diğerlerinden ayıran en büyük özelliği,eğlence ile savaşın iç içe geçmiş olmasıydı. Ticari platforma taşınan  savaş haberleri medya tarafından eğlenceli ve çekici bir görünümde sunuldu. Yaşanan olaylar 24 saat canlı olarak -reality showları aratamayacak tarzda- tüm dünyada yayınlandı.(Hatta bu noktada çok garip birşey daha oldu;Geçmişten günümüze süre gelen savaşçı ve muhabir kavramları bir anda yer değiştirdi.Yayınlanan görüntülerin çoğunluğu muhabirlerden çok  askerlerin yeleklerine ve zırhlı araçların üzerine yerleştirilmiş kameralardan halka ulaştı.Böylece dünya tarihinde ilk defa izleyici  savaştan önce görüntüyle karşılaştı.)

Televizyonda yayınlanan savaş görüntüleri bir anda kendi akışını ve çekiciliğini oluşturdu.Ve bu medyanın eğlenceli olarak nitelendirebileceği yayın akışı içinde gündelik,sıradan bir görünüme büründü. Savaşın sanki diğer tüketim ürünlerinden hiç bir farkı kalmamıştı.Savaşlar,  oyun estetiği yapısıyla seyirciyi de  sanal bir oyuncuya dönüştürdü.

Bugün ekran başındaki seyirci televizyonu kapattığında bu savaşın biteceğini düşünüyor belki ama savaş devam ediyor.Savaş görüntülerine karşı yabancılaşmamız ise bugün yavaş yavaş tükenmekte.

Dolayısıyla Sanal Savaşlar Sergisi savaşın artık o korkunç yüzünün,21.yüzyılda sert yapısından çıkıp seyirlik bir savaşa dönüştüğünü ortaya koymaya çalışıyor.Bu Fiziki acılardan tecrit edilmiş,duyulardan arındırılmış steril bir alanda sanki savaş değilde bir tekno-gösterisi devam ettiğininin eleştirisini sunuyor….

Sanal dünyadaki savaşları anlatıyorsunuz. Sanal dünyadaki iletişim, etkileşim bir tür savaş mı size göre?

Sanal Dünya dediğimiz şey da gerçek hayatın bir uzantısı bugün.Tarih boyunca her savaş kendi seyircini yaratmış,dolayısıyla sanal insanın savaşı da bugün sanal ortamda gerçekleşmeye başlamıştır.Sanal insanın savaşınında tıpkı büyülü bir film gibi hiç bitmeyen bir şekilde kendini yenilemekte ve  gerçeğin yerini almakta olduğunu düşünüyorum.Aşırı gerçekçi görüntülerle gelen hissisizleşme ve yorgunluk bu savaşın bireyler üzerindeki en kalıcı savaş yaraları haline dönüştüğünü düşünüyorum..

Diğer taraftan artık savaş denince akla ne ağır topçular,ne konvoylar,ne devasa muhabere alanları nede göğüs göğüse savaşan askerler geliyor.Çünkü artık eski geleneksel savaş teknikleri içeriklerini ve geçerlilikleri yitirdi.Savaşların önceliği askeri olmaktan öte,komuta kontrol iletişim sistemleriyle (siber savaş),psikolojik operasyonlarla (medyadaki enformasyon akışı) ve kültürel,toplumsal alanlardaki bilgi akışıyla (internet ve multimedya) gerçekleştiriliyor.

Çeşitli askeri gereçleri dijital imgelerle bir araya getirdiğiniz bu serginizde vermek istediğiniz esas mesaj ne?

21.yüzyılın savaşları sadece cephede yaşanmamaktadır.Haber bültenleri, görsel,yazılı basın ve sosyal medya savaşın başka bir cephesi haline geldi.Bu yeni savaş alanları  medyanın bilgi akışının yönünü ve hızını belirlemesi ile gerçekleştiriyor.Bütün bu bilgi akışları elektronik bu devrelerdeki bilgi dizilimleriyle mümkün oluyor.

Sanal Savaşlar projesi bu enformasyon ağının hızını,karmaşık yapısını elektronik devreler yoluyla,bilgi akışının fraktal bir eleştirisini ortaya koymaya çalışırken günümüze savaşın nasıl değişik bir platforma taşındığını anlatmayı amaçlamaktadır.Diğer taraftan İmaja fazlaca gömülen bireylerin savaşa ahlaki olarak nasıl tepkisizleştiğini ve suç ortağı yaptığını ortaya koyamaya çalışıyor.

“Sanal Savaşlar”daki eserlerin fotoğraflanmasının sergilediğiniz diğer serilerinizden farkı var mı?

Bir önceki sergim “Sanal Mekanlar”ın aksine, “Sanal Savaşlar” serisinde fotoğraflanan nesne flulaşıp, ikinci planda bırakılırken digital imgeler ön plana çıkıyor ve bu yollar fotoğrafta yeni yüzeyler yaratılıyor. “Sanal Savaşlar”ın, bir önceki seriden diğer bir farklılığı ise kurgusallığın ve hikayeleştirmenin egemen olması. “Sanal Mekanlar”da var olan mimari ve kent ögelerinin fotoğraflanması ve dijital müdahalelerle kurgu oluşturuluyorken, “Sanal Savaşlar” serisinde savaş sahneleri veya askeri objeler de kurgusal bir kompozisyonla yaratılmış ve fotoğraflanmıştır.Seyirciler,sergide geçmişten günümüze savaş kavramının değişimine tanık olurken hem savaşın sanatsal bir eleştirisini,hem de bugün savaşın bizlerin üzerindeki etkisini  izleme şansına sahip olacaklar.

www.alialisir.com

ali@alialisir.com

 

 

Reklamlar