ELEKTRONIK ISLEMCILERIN ISTILASI

 

Artık hepimiz herşeyi bir diğerine aktaran elektronik işlemcilere dönüştük.Bu elektronik yüzeylerde bizlere ait gerçeklik (ironi,belirsizlik,kusurluluk, yapmacıklık) ortadan kaldırılmış,herşey adeta özel ve kusursuz bir efekte dönüştürülmüştür.Toplumsal yazgımız günümüzde,irademizden yoksun olarak medya,kamuoyu araştırmaları, tüketici panelleri ve haber bültenleri tarafından belirlenmektedir.Bu görsel imaj ve haber bombardıma altında hepimiz daha fazla içimize kapanmaya zorlanmakta ve anlık enerji patlamaları yaşamaktayız.

Bu anlık yaşanan toplumsal enerji patlamaları (herşeyin anlık görünür olup birden silikleşmesi) elektronik devreleri oluşturan ve enerji depolayan kondansatörlere benzetilebilinir. Fotoğraf makinalarının flaşlarının çalışması için enerji depolayan kondansatörler önce pil tarafından doldurulur ardından çekim anında devreye sokulur ve depolanmış yüksek enerji bir anda boşaltılır, böylece anlık olarak yüksek aydınlık elde edilmiş olur.Kondansatörün aniden boşalması flaş ışığının parlak olmasını sağlar.

Günümüzdeki iletişim araçlarının etkisiyle hayatımızda yaşanan da tam olarak budur. Haberler ve imajları sanal ortamlarda depolanıp ışık hızında yer değiştirmeye başladığında büyük bir enerji ortaya çıkar.Bu enerji kaynağından çıkıp çok kısa bir sürede bireye ulaşır.Bireyde yaşanan bu anlık aydınlanma beraberinde zihinsel bir boşalmayı getirir.Bu patlama normal bir zaman dilimide ve ortamında deneyimlenmediği için kıyaslanacak, yada ortantılar kurulabilecek sabit bir doğru yoktur.Sanal ortamda zaman artık bilinç tarafından belirlenmemektedir.Haber ve imajların kaynağının,sayısının hızlıca artması ve  başdöndürücü tekrarı ise zamanla birey üzerinde silik bir duyguya ve tepkisizliğe dönüşür.Işık hızında yer değiştiren haber ve imajları taşıyan bu elektronik kodlar  bir süre sonra birey üzerinde parfümü andıran ışıksı etkiye yerlerini bırakırlar.

Günümüzde flaşların çalışmasına olanak sağlayan ve ışığın bir anlık parlak olmasını sağlyan kondansatörler gibi bireylerde haber ve içeriklerinin anlık parlak ışımasını seyretmektedirler.İçerikten yoksun kalan haber ve imajlar bireyler için artık anlamsızlık yığınından başka birşey değildir.Milyonlarca ışık  yılı uzaklıkta ölen bir gezegenin ışığının yıllar sonra dünyaya ulaşması gibi bir duygudur bu.Kondansatörlerin bir diğer önemli özelliğide,kendisini besleyen kaynak tükendiği zaman hafızasındaki bilgiyi kaydeden elektronik aletler için geçici bir çözüm oluşturmasıdır.Dijital saatler ve cep telefonlarında bulunan kondansatörler, pil tükendiği zaman nasıl devreye girer önemli bilgilerin kaybolmaması için yüklerini harcarlar ise bugün yaşadığımız sistemde aynı şeyi bizim için yapmaktadır.Bugün bizler içinde anılarımızı depolayan hardiskler,fikir yürütmemizi saplayan sosyal paylaşım platformları(ağları) vardır.Bu büyük sibermetik ve sanal ağlar bizim için enerjilerini harcamakta ve bizler için önemli olabilecek her türlü kararı almaya,sorunu çözmeye çalışmaktadırlar.Bu sayede insan bedeninin ve zihninin işleyiş düzeni bozulmakta ve kendine düşen rolü oynayamayacak hale gelmektedir.

Bugün imaj üreten bütün bu sistemlerin (televizyon,video,multimedya vs..) ortak özelliği herşeyi tekrar etmesidir.Üretilen şey ise bellek değil unutkanlıktır.Elektronik imgelerin kuşatımı altında kalan bireyin düşünsel ve duygusal düşünceleri artık teknolojiyle yönlendirilir olmuştur.Geçmişten günümüze kadar düşünsel ve duygusal alanda üretimde bulunan sanat da, kaçınılmaz olarak içerik ve anlamdan uzaklaşarak görüntüye ve sanallığa  doğru kaymıştır. Sanatın bu daha sıradanlığa doğru kendini aşma çabası belkide teknolojinin tuttuğu  son tuğladır.

Çağın sanatçıları da,üretim biçimlerimizi artık fiziki aktiviteden bağımsız yalnız ca zihinsel bir eylemle oluşturmaktadır.Eserler bilgisayar programlarlarıyla üretilirken ,ağ bağlantıları yoluyla da hızlıca dağıtılmaktadırlar.Bu süreç,sibermetik araçların yardımıyla oluşan sanal bir ortamda gerçekleştirilmekte ve geleneksel atölyeden sergi salonuna giden “biricik” sanat eseri kavramını kökten değiştirmektedir.

Taklitler, kopyalar ve sahteler dünyasında sanat da kitle iletişim araçlarının hızına ve medya estetiğine dönüşmüştür.Esere artık her açıdan bakabilir, içine girebilir,etrafında dolaşabilir,aynı anda her noktasını görebilir, hatta eserin var olan imgesine kadar yolculuk yapılabilirsiniz.Sanat tarihinde ilk defa moleküler düzeyde yapılan bu yolculuklar ile sanat eserinin günümüze kadar olan dışsallığını ve “gizemli” aurasının yok edilmiştir.Sanatın artık belirli bir formu yoktur.Bu bir devrimdir.Günümüze kadar duvarda asılı olan yada mekanında anlamını yayan yapıt artık yoktur.Yapıt artık hem her yerdedir hemde hiçbir yerdedir.

Konunun başına dönersek bugün bizlerin yaşadığı hayat tuhaf bir şekilde kaotiktir.Teknolojimiz bize bunu gösterir niteliktedir.Bir dönemler savunduğumuz ve eleştirdiğimiz herşey bumerang gibi bize geri dönmekte adeta intikam alır gibi şüpheciliğimizi ve hissizliğimizi beslemektedir.Dünyayı bir imaj haline getiren teknoloji bizlerden gerçekliği saklamanın bir yolunu bulmuş gibidir.Bir dönemlerin başarısız ideolojilerini,fosilleşmiş kavramlarını, modası geçmiş düşüncelerini ve içeriksiz yapıtlarını yeniden yaratmıştır.

Uyku halindeki bu düşüncelerin ve hastalıkların yeniden canlanmasınının panzehiri sabır ve içselleştirme artık mümkün gibi gözükmemektedir. Çünkü modern çağ olabilecek her türlü anlama sindirme,algılama,çözüm üretme  mekanizmasını hızlandırmış ve bu düşüncelerin network ve elektronik devrelerde dolaşmını sağlamıştır.Dolayısıyla çözüm üretme ve sindirme için gerekli süre yok olmuş,anlam elektronik ortamda atomlarına ayrılmıştır.Günümüzde yirminci yüzyılın bütün savaşları,hastalıkları yeniden yaşanmaya başlamış ve ganimet olarak ise şimdiden bütün gerçekliğimiz ve sorun çözme yeteneğimiz elimizden alınmış durumdadır.

Ali Alışır – 2012

www.alialisir.com

ali@alialisir.com

Reklamlar