HIPER BELIRSIZLIKLER CAGI

 

Yaşadığımız çağ abartılmış özellikleriyle sürekli kendini aşmaya çalışıyor.Moda, güzelden daha güzele cinsellik,hipercinsele,sanat daha yüzeysele doğru kendisini aşıyor. Bundan böyle artık ideoloji ve üretim biçimleriyle değil imaj ve kayboluş biçimleri hayatımıza egemen bir hale geliyor.Bir dönemler fikirleri,arzuları baskı altına alınan grupların ve bireylerin yaptığı devrimlerin yerini bugün spekülasyonlar alıyor.Devrimler politik güçlerini kaybedip adeta belirsiz içi boş soyut düşüncelere dönüşüyor.Günümüzde bir zamanlar sokaklara dökülen büyük kalabalıklar ve ideolojileri adeta belirsiz tepkisiz ve mekansız (sanal mekan) bir zamana taşınıyorlar.

Teknolojik gelişmeler,iletişim araçlarının yaygınlaşması ve haber içeriklerinin artması doğru bugün bilgiye ulaşmamızı engellemekte ve herhangi bir olaydan artık sağlıklı bir sonuç çıkartmamızı olanaksız hale getirmektedir.Bütün bu olaylar artık binbir şekilde yorumlanabilmekte ve değişik birçok anlamlar ile bize bulanık bir şekilde ulaştırılmaktadır.İdeolojilerden,politik düşüncelere, cinsellikten modaya kadar gerçeklik konusunda duyduğumuz kuşkular ve şüpheler hızlıca çoğaltılıp bizleri adeta tepkisiz ve doyumsuz bir ortama sürükleyip kendimizden geçme aşamasına taşıyor.

Herşeyin şeffaflaştığı, en gereksiz sırların bile açıklandığı bu çağda herşeyin(ve herkesin) görünür olma çılgınlığı en son noktaya ulaşıyor.Televizyon programlarına,haberlere reality show’lara konu olan özel hayatlar, cinayetler, kavgalar,davalar vs. herkesin gözü önünde olup bittiğinden artık saklanacak birşey kalmamıştır.Bağımsız,özgür basın adıyla yayın yapan televizyonlar ve radyolarda her kafadan bir ses çıkmakta,her programda birileri “özgürce” fikirlerini dışa vurmaktadır. İzleyiciye ve dinleyiciye doğru içerik aktarma amacıyla yayın yapan istasyonların birbirine karışan bu görüntü ve sesleri  artık izleyiciye hiçbirşeyi tam olarak  iletememektedir.Herkesin herşeyden haberdar olup birşey yapamadığı bu çağda iletişim araçlarının konumunun artık pornografik bir seviyeye taşındığı söylenebilir. Zorla herkesin gözü önünde içini dökme,haberlerde aynı olayların defalarca tekrarı ve başka açılardan gösterilmesi ,magazin ve haberlerde yalnızca dış görünümlerle ilgilenilmesi ve izleyicileride birer röntgenci olma konumuna taşımaktadır.Sürekli tekrar eden bu düzen bizleri iletişim ekranları karşısında kendimizden geçme evresine taşıyor.Sürekli arzulanmayı ve beğenilmeyi  bekleyen teknolojik yapısıyla(sosyal paylaşım siteleri) politik,siyasi,cinsel,ahlaksal aşkınlıklarıyla hayatımıza durmadan egemen oluyor.

Teknolojiyle biçimlenen bu yeni dünya düzeninde herşeye tuhaf bir şekilde hem yakın hemde hiç yabancı değiliz. Eskiden baskı ve yasaklanma süreciyle fikirler ve duygular kontrol altına alınırken günümüzde ,duygularımız coşturularak ve kendinden geçirerek nötrülize ediyor.Bireyler sanal ortamda imajlara tutsak olurken kaygılardan birşekilde kurtuluyorlar ama bunu kendi duygularını ve benliklerini aşarak(kendinden geçerek) gerçekleştiriyorlar.Yani birşekilde anlamını yitirinceye kadar uğraştıktan sonra anlamsız ve içeriksiz bir biçime dönüşüyorlar.Teknolojik ağların içinde benlikleri adeta emilip kayboluyor.

Bu “kendinden geçme” ve “hiper özgürleşme”  bir dönemler uyuşturu hapların bireyler üzerindeki bağımsızlaşmayı cesaretlendirme duygusuna benzetilebilir. Eskiden insanların gerçeklik duygusunu ortadan kaldırdığı için yasaklanan bu uyuşturucular bugün teknoloji yoluyla duyguların coşturulması (yada anestezi edilmesi) şeklinde özgürleştiriliyorlar.Bugün bizlerin dijital teknolojiye bağımlılığı gereklilikten ve bağımlılıktan öte artık “normal” bir dünyanın  parçasıdır.Bu artık herşeye “bağlı olmak” anlamına gelmektedir. Ekonomiden,habere,sosyal ortamdan eğlenceye kadar birçok şeye bağlı olma durumu bırakılsa bizleri  kucaklayan başka bir dünyanın olmadığı anlamına gelmektedir.

Konun başına dönersek bugün yaşadığımız hayat içinde politikada, sanatta, cinsellikte,ekonomide,moda da tuhaf şekillerde birbirlerine bağlıdır.Hem tanıdık, hemde yabancı değillerdir.Ve sürekli kendilerini aşma eylemi içerisindeler. Bu hiper belirsizlik içinde bütün bu kavramlar şeffaflaşırken içerikleri ve anlamları kaybolmaktadır.

Ali Alışır

www.alialisir.com

ali@alialisir.com

Reklamlar