KLIKNETE – ROPORTAJ

Rabia Demiriz : Amerikalı ünlü fotoğraf sanatçısı Emmet Gowin “Fotoğraf , herkesin hakkında bir şeyler bildiği ama pek aldırış etmediği şeylerle uğraşmanın aracıdır. Benim fotoğraflarım sizin görmediğiniz şeyleri göstermeyi amaçlıyor.” demiştir. Siz, fotoğraflarınızda bunu başardığınıza inanıyor musunuz?

Ali Alışır : Kesinlikle inanıyorum. Aksi takdirde fotoğrafla uğraşıyor olmazdım. Sadece fotoğrafın geçtiğimiz yüzyıl içinde bir anı belgeleme özelliğini fazlasıyla yerine getirdiğini düşünüyorum. Günümüz fotoğrafın artık görsel anlamda sadece görünen ve görünmeyeni gösterme çabasında değil aynı zamanda bir yaratım sürecinede dahil olduğunu söylemek istiyorum. Benim sanatımında çıkış noktası bu düşüncedir bugün.

Rabia Demiriz : “Fotoğraf çekmek” ruh ve yetenek işidir. Farklı bir bakış ve hayal gücü de gerektirir. Siz fotoğraflarınıza bunları yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda hikayelerde kurguluyorsunuz. Kişinin kendi yansımasıyla karşılaşması mümkün. Bu hikayeler makineyle bütünleşince mi çıkıyor yoksa önceden mi tasarlıyorsunuz?

Ali Alışır : İlk dönem işlerimde hikayeler vardı evet. Ama şu an tamamen sosyolojik içeriklerle dolu bir üretim sürecinde olduğunu söyleyebilirim. Örneğin çalışmalarımda farklı bedenleri ve yüzleri aynı fotoğrafta ele alıyorsam ya da elektronik devrelerle mekanları anlatma yoluna gidiyorsam bunlar hep yaşadığımız çağın eleştirileri olarak karşımda durduğu için oluşuyor. Kişilerin ve dolayısıyla toplumun bir yansıması ve eleştirisi olarak yapıtlarıma yansıyor. Bu eleştirilerim fotoğrafı teknik bilgilerle ele alışım , sürekli okumam ve yaşadığım hayatı yakından izlemem ile şekilleniyor. Kısacası bu çalışmaları yaratırken bugün ne üreteceğim diye makinanın karşısında bu fikirler ve çalışmalar oluşmuyor.

Rabia Demiriz : Fotoğraf sanatı yıllardır gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Son dönemlerde ise artık sanat sadelikten çıkarak bilgisayar ortamında ileri teknolojiyle buluşup görsellik kazanmaya başlamıştır. Fotoğrafı grafik , resim ve tasarımdan bağımsız düşünmek mümkün müdür? Sizce bu gelişim fotoğrafın özünü mü yok ediyor yoksa fotoğrafı sanatlaştıran bir unsura mı dönüşüyor? Grafik eğitimi aldınız bu konuda ki düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

Ali Alışır : Fotoğraf sanatını ya da diğer herhangi bir sanat dalını artık diğerinden ayrı düşünemezsiniz. Yaşadığımız çağ bütün disiplinlerin bir arada kullanıldığı bir çağdır. Bunlar belkide insanoğlunun rönesanstan beri biriktirdiği bilgiyi en verimli şekilde kullanma yoludur. Sanatsal anlamda gerçekten belkide ilk defa sınırsız bir özgürlük ortamı içindeyiz. Çektiğiniz görüntülere bir takım sesler katıp kliplere , ya da çektiğiniz videolara efektler katıp filmlere dönüştürebileceğiniz bir ortamdayız artık. Fotoğrafın özü dediğimiz şey başından beri zaten kullanım alanı ve bilgisiyle ilgili bir şeydi. Sadece teknolojinin gelişmesi onu bu noktaya taşıdı.

Rabia Demiriz : Fotoğrafın verdiği haz , bakan kişinin görsel yeteneği ve kültürüyle mi sınırlıdır sizce?

Ali Alışır : Fotoğrafın ve diğer sanat dallarının bilgiyle bakıldığı zaman daha doğru hissiyatı vereceğini düşünüyorum. Duygu dediğimiz şey bilgi ve tecrübeyle desteklenmediği zaman çok yetersiz kalabilir. Örneğin futbolu seyretmekten zevk alabilirsiniz ama kurallarını bilerek seyrederseniz daha güzel ve heyecan verici olabilir.

Rabia Demiriz : “Sanal Bedenler” ve “Sanal Mekanlar”. İkisi de ses getiren çalışmalarınızdan oluşuyordu. Bu konseptleri hazırlama düşüncesi nasıl oluştu. O dönem serginizde yer alan hikayeler gerekli mesajı verdi mi? Düşünce , tepki ve eleştiriler ne yöndeydi?

Ali Alışır : Bu projeleri oluşturma süreci kafamda birçok konunun zamanla birikmesi ve diğer konularla kesişmesiyle oluştu diyebilirim.

Teknolojik , global , siyasi v.s.. gelişmeler ve bunların birbirleriyle ilişkileri , insanlar üzerindeki etkileri çalışmalarıma yön verdi. Bu konseptleri oluştururken en sık duyduğum soru “bu tür işleri yapmak nereden aklına geliyor” ya da “nelerden etkileniyorsun” türü sorulardı. Bunu bir kez daha söylemekte yarar duyuyorum çünkü bir sanat yapıtı üretebilmek sadece çalışarak olmuyor. Bütün bu süreçte okuduğunuz kitaplar , seyrettiğiniz filmler , haberler yaratım süreçlerinize destek veriyor. Çalışmaların verdiği mesajların doğru noktalarda başarıya ulaşıp ulaşamadığını bilemiyorum. Çünkü toplumsal olarak hafıza ve kültürel refleksleri sanat eserleriyle beraber çok aktif bir toplum olmadığımızı düşünüyorum. Bu reflekslerin gelişmemesini bir rönesans ya da modern bir sanat dönemi geçirmemizden kaynaklandığını düşünüyorum. Bütün sergilerde olumlu tepkiler bile alsam çalışmalarımın fikrinin doğru yerlere ulaştığını söylemem bu bağlamda zor.

Sanal kavramı ise 2009 yılından beri fotoğraf çalışmalarımın merkezini oluşturuyor. “Sanal Bedenler” serisiyle başlayan ve şu an ise “Sanal Mekanlar” sergisiyle devam eden bir süreç bu benim için.

Bence günümüz şimdiden bilimkurgu filmleri aratmayacak bir teknolojiye sahip.En basitinden mekan ve hız algımız bugün kökten değişti.Artık bir “yer”e gitmek,”biri”leriyle etkileşim kurmak için bildiğimiz zaman boyutunu hesaplamıyoruz.Çektiğimiz yada paylaştığımız görüntüler (internet,e-posta,multimedya mesajları ile) anında dünyayı dolaşıyor,başka insanlarla etkileşime giriyor,haber oluyor, yaşam tarzımızı, modayı, ekonomiyi,siyaseti belirliyor.

İnsanların sosyal ilişkilerinin yerini ise günümüzde iletişim ortamlarında geçirdikleri “Sanal” bir ortam aldı.Gerçek yüzlerimiz gitgide sanal bir dünyaya ait yüzlere dönüşmeye başladı.Asıl ile kopya,gerçek ile görünüş iç içe geçti.

Diğer taraftan yaşadığımız çağ dini, siyaseti, ekonomiyi, sosyal ilişkileri, haberi adeta bir “anlam” bombardımanına boğuyor. Her birey dijital işlemcilerle (network) birbirine bağlanıp bu ortamda bir tür imge aktarıcısına dönüşüyor.Fakat bu trafikte imgeler bireyleri eğitip bilgilendirmiyor.Sadece haberdar olmak için bireylerin büyük bir ağa dönüşmesini sağlıyorlar.

Bizler bugün iş yerlerimizde,evlerimizde yada gündelik hayatlarımızda bilgisayarsız veya cep telefonsuz bir dünyanın varlığını artık bilmiyoruz.Gündelik hayatta ekran başındaki bedenlerimiz işlevsiz bir hale gelirken,gerçek benliklerimizin nerdeyse tamamen işlevsel bir basitliğe indirgeniyor.

Kitle iletişim araçlarının etkisiyle gerçeklik de günümüzde yapay olarak tekrar üretilir hale geliyor. Televizyondaki olaylar,olay tasviri ile aynı şeylermiş gibi ele alınmaktadırlar.Kısaca haberler ve içerikleri de manipüle edilmektedir.

Günümüzde bu imgelerden yola çıkıp herhangi bir gerçekliğe ulaşmak imkansız hale geliyor. İşte ben tarihsel hafızası gittikçe silikleşen,imaj ve görüntü bombardımanı altında ezilen ve sürekli şimdiyi yaşıyan çağımız insanın,durumunu ve konumunu çalışmalarıma konu ediniyorum.

Rabia Demiriz : Ortak bir projede yer almak istediğiniz isimler var mı? Bu konuda yeni çalışmalarınız mevcut mu?

Ali Alışır : Türkiye’de neredeyse en önemli denilecek fuarlara defalarca katıldım.Eserlerim Cumhubaşkanlığı Köşkü dahil birçok yerli ve yabancı koleksiyonda yer aldı.Geçtiğimiz ay dünyanın en önemli çağdaş fotoğraf dergisi EYEMAZING Helmut Newton,Man Ray gibi fotoğrafçılarla çalışmalarıma aynı sayıda yer verdi ve çalışmalarımdan olağanüstü olarak bahsedildi. (“Lucie Award” ödüllü Eyemazing 2011 Bahar ayı sayısında çalışamlarıma toplam 8 sayfa yer ayrıldı.)

Bundan sonraki hedefim dünyanın en büyük fuarlarından sayılan Art Basel ve Scope Basel’e katılabilmek.

Rabia Demiriz : Size ilham veren isimler kimler peki ? Daha çok kendinizi bulduğunuz isimler?

Ali Alışır : Bu her dönem değişti ve değişmeye devam ediyor.Üniversite yıllarında Rene Magritte,Joseph Beuys,Carl Andre gibi sanatçılarken günümüzde teknolojik gelişmeler, buluşlar ve bunlar üzerinden üretim yapan sanatçılar ilgimi çekiyor. Daniel Rozin’in teknolojik ayna sistemlerini, Sam Boxton’un klonlama şezlongu, Auger ve Loizeao isimli genç tasarımcıların tooth implant, after life battery gibi işlerini hayranlıkla takip ediyorum. Geleceğin sanatının bu melez teknolojiler yoluyla yeniden şekilleneceğini düşünüyorum.

Rabia Demiriz : Ali Alışır , kendini ve sanatını nasıl tanımlar?

Ali Alışır : Hayatı ve insanları anlamaya çalışan onlarla ilgili eleştiri ve öneriler getiren yaratıcı işlerle ve eğitmen yönüyle onları bilgilendirmeye çalışan bir sanatçı.

Rabia Demiriz : Son olarak bu mesleğe atılmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ali Alışır : Bugün ister Türkiye’de yada dünyanın herhangi bir yerinde genç sanatçı olmak demek peşinen zorluklarla geçecek bir gençliği kabul etmek anlamına geliyor.Alınamayan vizeler, ödenemeyen kiralar,tutucu mahalle baskısı,yardım eli olmayan devlet,ne iş yaptığını anlamayan çevre ve aileler..Bence sanatçı olmak demek usta bir sihirbaz gibi bu zorlukların arasından sıyrılmak demektir.Bütün bu zorluklara rağmen sanatçılar hayatın en güzel anlarını,aşklarını,flörtlerini yaşarlar.Yıllar sonra büyük firmalar,zenginler kaybolup giderlerken onlar adları ve eserleriyle yaşamaya devam ederler.Bu yüzden genç sanatçı adaylarına tek önerim seçimlerini bu noktada cesaretle ve doğru yapmaları yönünde olacaktır.

Ali Alışır ile röportaj /Rabia Demiriz 2011 / Kliknete

http://www.kliknete.com/1-insan-1-portfolyo-ali-alisir.html

Reklamlar