ALI ALISIR’IN YAPITLARI UZERINE – GULSELI INAL


Çapraz olanı,çelişik olguları,karşıtlıkları sanat diliyle bir çözüme kavuşturabilir miyiz? Toplumsal sistemle birey arasındaki pradoksları,günümüz insanının trajedisini,insanın vahşi kapitalizim içindeki rolünü belirleyebilir miyiz?

Ali Alışır’ın fotoğraf imgeleriyle evet.Sanatçı  bu soruları; özel olarak ürettiği  dijital fotoğraflarıyla irdeleyerek, cesur bir dille  gündeme taşıyor ve  günümüz de bireyinin içine sürüklendiği durumu gözler önüne seriyor.Fotoğraf sanatının olanaklarıyla  yepyeni imgelerin gündeme gelmesini sağlarken yarattığı imge düzeniyle yeni bir ‘Boşluk’ uyarısında da bulunuyor.İçinde yaşanan vahşi toplumun özneyi nasıl böldüğünü, parçalara ayırdığını ve sonuç olarak  ruhunu kaybetmiş insanın fraktal görünümünü sunuyor bize.‘Boşluk’ uyarısını  ise günümüz bireyinin önünde açılan derin ucurumun varlığına işaret ederek; artık günümüzde yapay  bir yaratığa bir robota dönen insan soyunu uyararak ; aidiyet duyusunu kaybeden insanın  istemeden dahil olduğu  yapay dünyayı çerceve içine alıyor.Post-modern düşünür Adorno’ya göre  ‘Aydınlanma’ ile başlayan ve günümüze dek kesintisiz süren  ‘Akılcılık’ sayesinde   birey silinmekte  yok olmaktadır.I7 yy’den günümüze dek hüküm süren ve Modernizmin temelini oluşturan Aydınlanma  süreçlerinde; akıl  yoluyla tümelin ,tikel üzerindeki eğemenliği sağlanmıştır.Böylece birey  kendi varlığını; tümelin (siyasanın, ekonominin,medyanın) kendisine öngördüğü rollerin dışında tanımlayamaz olur. Aydınlanma ; özne ile doğayı birbirinden kesin çizgilerle  ayırmıştır. Mit,efsane,düş,fantazi,vizyon ,yüksek zihin etkinliği insanı  doğaya tabii kılarken,aklın güdümündeki Aydınlanma süreçleri  doğayı aklın kendisine  tabi kılmıştır. Bu ayrım sonucunda insan kendi iç doğasını dış doğadan ayırarak kendi özüne  yabancılaşmakta,yabancılaştıkca ruhunu  tamamen dışsal bir öge,obje olarak algılamaktadır . Bu da ruhun kaybıyla sonuçlanarak öznenin şeyleşmesi,öznenin niteliklerini kaybetmesi demektir.Aydınlanma temelli Modernizim süreçlerinde bilim ve teknolojideki buluşlar, icatlar insanın dışdoğa üzerindeki eğemenliğinin araçları haline gelmiştir.Aynı araçları kendi bedeni üzerinde kullanan insan;  yarı insan yarı robot bir Cyborg düzenine geçer. Böylece insan artık ne özgürlükten söz edebilir ne de özgünükten; özünü kaybetmiş halde,cinsiyetini unutmuş, bir makinenin parçaları gibi düzene eklemlenerek parangalanmış;   hayatın esiri olarak yaşamını tamamlamakta ve ölüp gitmektedir.Karşımızda gayri insanileşmiş formlarıyla portreler bize bakmakta  ve insanın özünün ve saflığının nasıl yitirildiğine dair sorular uyandırmaktadırlar.

Modernizim öncesi I6 yy’de gayri insanı beden tasarımları  sadece hayal gücünün ürünleri olarak toplumu etkiliyorlardı.Lavinia Fontana’nın Antonietta Gonsalus’un portresi maymunumsu bir kadının betimidir.Jusepe de Ribera’nın Magdalena Ventura ile kocasının portresi adlı çalışmada sakallı kadın Magdalena yeni doğmuş bir bebeği emzirir.Cinsiyetler, yaşlar, bedenin işlevleri bu tabloda birbirine karışmıştır.Tıpkı 400 yıl sonra  sanat izleyicisiyle buluşan Ali Alışır’ın fotoğrafları gibi,ancak bu kez hayal ürünü olarak  değil acı gerçekler olarak . Pierre Boaistuau’nun I560’da çizdiği her iki yüzü de  çok güzel olan çift başlı  kadın bedenli canavar betimi politik düzenin ve karışıklığın resmi olarak yapılmıştı.I668’de Fortunio Liceti’nin önemli bir çalışması De Monstris hayali varlıklarla tıbbı anomalinin birbirine karıştığı çelişkileri gözler önüne seriyordu.  Ali Alışır’ın portreleri de toplumsal  anomalinin yol açtığı bedenleri bize işaretlemektedir.Sanatçının fotoğraf düzenlemeleri bir uyarı olarak ;   modern insanın kendilik bilinçinin kaybı durumunu, ruhun öz cevheri  yerine ‘Şeyleşme’ olgusunun almasını en çarpıcı tarzda bize taşıyarak ; fotoğraf örneklerinde yarı kadın yarı erkek,yarı genç yarı yaşlı bedenlerin karmasını sunmakta ve sanat izleyicisini estetik imgeleriyle uyarmaktadır.Sanatçıya göre;ileri kapitalizmin kültür modelleri; kültürü bir meta haline getirdiği gibi insanı da metalaştırma sürecinde yok etmek üzeredir.Alışır bu noktada devreye girerek mesaj veren fotoğraf örnekleriyle farkındalık alanını yükseltme hedefli  bir dizi çalışma gerçekleştirmiştir.Sanatçı kültür endüstirisine karşı bir söylem başlatarak; sanat yapıtları üzerinde de doğrudan etkilerin ,effektlerin teknik ayrıntıların etkisini ve eğemenliğini kırma eylemine girişir.

Şimdiki zamanın   politik girişimlerinden biri olan  medya platformlarının yarattığı  yapay  insan tipi ‘Kendiliğindenliği’ olmayan sözde bir insan tipidir. Adorno’ya göre kitle kültürü  stilize barbarlıktan başka bir şey değildir.Gerçekte bedenler serbest bırakılır gibi yapılmakta ruhlara saldırılmakta ancak sonuç olarak bedene form veren ruh olduğu için bedenler de proğramın bir parçası olarak makineleşme sürecine girerek vahşi sistemin parangalanmış bir parçasına dönüşmektedir.Kadim uygarlıkların bireyi karşısında bugünkü insan parçalanmış bir özneyi temsil eder.  Romalı bir kadının beyaz giysiler içindeki zarafeti,Sümerli bir kadının hotozlu baş takıları,Pers’li bir erkeğin şık ketenler içinde salınması karşısında  iç geçiririz .Aslında onlarda bizi çeken kadim bireyin özgür duruşudur,özgürlüklerindeki güçtür,özgüvenlerinden yansıyan ışıktır, bozulmamışlığın erkidir.

Çağların sonu itibariyle insan soyundaki çöküntü bizim uygarlık anlayışımızın çöküntüsüdür.Dayatılan kültür tarzları;  yönetmekte olduğu binlerce bilinçaltını kurgulamakta ve bireyi istediği  forma sokmaktadır.Yaratılan  cazibe çekim alanlarında aslında öznenin ölümü hedeflenmiştir.İnsanın doğal halinden sıyrılıp mutasyon geçirerek yarı insan yarı robot haline gelmesi egemen kültür odaklarının iyi çalıştığını gösterir.Her bireyi birer tüketici haline getirmek,sonuç olarak  tüketim toplumunun  kendi tüketicisini yaratmasından başka bir şey değildir . Böylece yaşamın kendisine ; hem dış doğaya hem iç doğaya  ihanet içinde yol alan egemenlerin  proğramı;  insanın davranış kalıplarını tüketim alışkanlığına göre biçimlemiş ve deforme etmiştir.Ali Alışır estetik imgesinde çarpıcı portrelerin gücü sanatçının eleştiri gücünü gösterir ki şimdiye dek fotoğraf sanatını bu odaklara çeken  ve  sunan ilk sanatçıdır kendisi.

Vermeer,Velasques ve Canaletto ‘un Camera Obcura’sından bir yüz yıl sonra keşfedilen fotoğraf sanatı ; I9 yy den bu yana Güzel’le birlikte  yol almıştı.20 yy’nin ilk ve  ikinci yarısında   daha gerçekci planlara doğru yönelen fotoğraf sanatı;  Şipşak estetiği ,Düzenleniş Fotoğraf,Estetikci Fotoğraf ve en son akım olan Dijital Fotoğraf ekolleriyle  gözde tarzlar olarak sayısız örneklemeler yaptı.

Belgeleme dışında estetik bir ekol olarak fotoğraf sanatı 20 yy yaratıcı sanat platformunda bana göre yedinci sanat olarak   yer alır.20 yy’nin başlarında Avrupa’da ;Paul Strand’ın parlak kağıt üstüne soyut görüntüleri,Alvin Langdon Coburn’un vortograph’ları,I dünya savaşı sonrasında  Christian Schad ve Tristan Tzara’nın schadograph’ı ve Man Ray’ın  rayograph’ı  Moholy-Nagy’nin photogram’larıyla başlayan estetik fotoğrafcılık tarzı ; çağdaş portre,yeni gerçekcilik,dolaylı ve simgelerle anlatım,doğa fotoğrafcılığı ve gerçeküstü fotoğraf gibi tarzlarla günümüzde dek gelmiştir.Dijital fotoğraf çalışmaları ise  imgenin daha zengin olanaklarla desteklenmesi  yolunu açar.

Ali Alışır  fotoğraf  örnekleri;  en son dijital tekniğin kullanıldığı, bireyin en son durumunu ve  toplumun son kertede geldiği noktayı vurgulamaktadır bize. Öte yandan bu fotoğraf çalışmalarında bedenin ve ruhun direncinin hala sürmekte olduğu mesajı verilir. Bedenin bir mekanizma olarak görüldüğü Aydınlanma ve sonrasındaki Akılcılık dolaylarındaki kartezyen görüş;  sonunda  Ali Alışır tarafından altedilmektedir.Düzenin ve eskimiş yapının sifrelerini kırmak ve insanın doğal varoluşunu kutsamak; sonuç olarak sanatçının mikrokosmoz’la makrokosmoz’un aynı yasalara bağlı olduğunu; yıldızlardaki hammaddenin insan bedenindeki kimyada da bulunduğunu sanat diliyle dolaylı yoldan bize anımsatmakta ve sanat izleyicisini yeniden düşünmeye davet etmektedir.

Gülseli İnal / Sanat Eleştirmeni


Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: