SANAL SAVASLAR

untitled

 

21.yüzyılın hızla gelişen teknolojileri bize gösterdiki yeryüzünün en acımasız savaşları bile eğlenceli olabilir.Amerika’nın körfez savaşıyla başlattığı 11 Eylül saldırısından sonra Afganistan ve Irak ın işgaliyle devam eden süreçte gelişmiş teknoloji ile önceden belirlenen hedefler vuruldu.Gece yarısı evlerimizde,rahat koltuklarımızda sivillerin bombolanmasını televizyonlarımız dan adeta havai fişek gösterisi veya bir video oyununu izler gibi seyrettik.

Geçmişte de büyük savaşlar,işgaller ve kayıplar olmuştu ama hiçbiri bu denli gösterişli ve eşzamanlı icra edilmemişti.Bu teknolojik savaşı diğerlerinden ayıran en büyük özelliği,eğlence ile savaşın iç içe geçmiş olmasıydı.Ticari platforma taşınan  savaş haberleri medya tarafından eğlenceli ve çekici bir görünümde sunuldu. Yaşanan olaylar 24 saat canlı olarak -reality showları aratamayacak tarzda- tüm dünyada yayınlandı.Bu noktada çok garip birşey daha oldu;Geçmişten günümüze süre gelen savaşçı ve muhabir kavramları bir anda yer değiştirdi.Yayınlanan görüntülerin çoğunluğu muhabirlerden çok  askerlerin yeleklerine ve zırhlı araçların üzerine yerleştirilmiş kameralardan halka ulaştı.Böylece dünya tarihinde ilk defa izleyici  savaştan önce görüntüyle karşılaştı.

 Susan Sontag “Başkalarının Acısına Bakmak” kitabında “1839’daki kameranın icadından bu yana,fotoğraf ölümle arkadaş oldu” demişti.Bugün ise fotoğraf sermaye ile arkadaş olmuştur.Günümüzde savaş alanına artık deneyimli muhabirden çok teknolojiyi iyi kullanan muhabirler gönderilmektedir.Bunun nedeni medya için önemli olanın artık haberden çok rakkamların olmasıdır.(Savaş sırasında yaşanan kayıplar, yerle bir olan şehirler belli bir sayısal değer üzerinden medyada yer bulmaktadır.Adeta sivillerin öldürülmesi,yakıp yıkılan yerler sadece sayısal/dijital bir koda dönüşmüş gibidir.Elimizde savaştan kalan tek kanıt sanki rakkamlardır.Sivil ölümlerin sayısı artmış,ele geçirilen alanların stratejik değerleri değişmiştir.Medyada muhalif güçler tarafından ele geçirilen alanlar adeta partilerin seçim alanlarındaki/kampanyalarındaki başarılarını gösteren grafiklerle açıklamaktadır)

Bütün dünyayı kapsayan bu muhteşem oyun ancak rakkamlara dönüştürülmüş bir eğlence kültürü yoluyla pazarlanması mümkün olmuştur.Çünkü satan savaşın gerçekliği değil,artık onun çekici görünümüdür.

İzleyiciler tarafından bakıldığında ise 21.yüzyılın bu teknolojik savaşları adeta hiç yaşanmamış gibidir.Televizyondaki savaş görüntüleri izleyici üzerinde bir uyuşturucu etkisi yaratmış ve televizyon  kapatıldığında sanki savaş bitecekmiş gibi algılanmıştır.Çünkü gerçek savaşlar,hep sanal bir savaşın gölgesinde devam etmiştir.Ülkelerin savaşlarının perde arkasında devam eden bu savaşın gerçek adı “Sermaye Savaşları”dır.Yani gerçek savaş bir paravana dönüşmüştür.Bu bağlamda gerçek savaşların(sanal savaşların)  artık top ve tüfekle yapılmadığını söyleyebiliriz.

Virillio, ABD yönetiminin 10 Şubat 1998’de Irak’a saldırıyı ertelemesinin nedeninin Japonya’da düzenlenmekte olan kış olimpiyatları olduğunu belirtir. Bunun nedeni hiç şüphesiz savaşın medya üzerinden sermaye ile birlikte  kesintisiz bir şekilde devam etmesidir.Virillo şöyle bir tespitte bulunur:

“…böylece televizyon izleyicileri kış oyunlarının çoşkusu ile yeni bir Körfez Savaşının rahatsız edici görüntülerinden oluşan çelişkili manzaralar tarafından şaşkınlığa  uğratılmayacaklar, kanallar arasında zapping yapmaya gerek duymayacaklar, böylece hem savaşın hem de kış oyunlarının sponsorlarının çıkarları zarara uğramamış olacaktı.”

Gerçektende öyle oldu.Televizyonda yayınlanan savaş görüntüleri bir anda kendi akışını ve çekiciliğini oluşturdu.Ve bu medyanın eğlenceli olarak nitelendirebileceği yayın akışı içinde gündelik,sıradan bir görünüme büründü. Savaşın sanki diğer tüketim ürünlerinden hiç bir farkı kalmamıştı.Savaşlar,  oyun estetiği yapısıyla seyirciyi de  sanal bir oyuncuya dönüştürdü.

Sanal savaş kavramını tam olarak tanımlamak gerekirse;kendini sürekli yaratan ve yenileyen,bir savaş olmasıdır.Çünkü artık eski geleneksel savaş tabirleri geçerlilikleri yitirmiştir. Savaşların önceliği askeri olmaktan öte,komuta kontrol iletişim sistemleriyle (siber savaş),psikolojik operasyonlarla (medyadaki enformasyon akışı) ve kültürel,toplumsal alanlardaki bilgi akışıyla (internet ve multimedya) gerçekleştirilmektedir.

Savaşın artık o korkunç yüzü,21.yüyılda seyirlik bir savaşa dönüşmüştür.Fiziki acılardan tecrit edilmiş,duyulardan arındırılmış steril bir alanda sanki bir tekno-gösterisi devam etmektedir.Televizyon kanalları ve internet yayınları gece ateşlenen silah ve atılan bombaları bir havai fişek gösterisi yada bir noel ağacını andıran imajlarla yayınlamış ve silahlara büyülü bir güzellik atfetmiştir.(De Lappe,bu savaş görüntüleri karşısında “Bu oyun bir metafor olarak var oluyor;bizden katliamı,eve giden tabutları görmemizi istemiyor.O bizim için strerilize edildi” demektedir)

Sanal savaşların diğer bir yönüde hazzın tüketilmesi ile ilgilidir.Sinema ve oyun  sektörü savaşın neye benzediğine dair bu kodlamayı gerçeküstü bir biçimde endüstiri ile yapmıştır.Bu yaratılan sanal görüntüler,gerçek savaş görüntüleriyle bir araya geldiğinde gerçekliği adeta  ekranın ötesine itmektedir. Böylelikle hedefe kitlenen pilot ile ekrana kitlenen seyirci arasında bir fark kalmamaktadır.Sanal Savaşlar artık bireyin 21.yüzyılda askeri fantezilere ulaşımasının  yeni bir yolu olmuş gibidir.

Casseirer şöyle demektedir:”İnsan tamamen fiziksel bir evrende değil sembolik bir evrende yaşar.Dil,mit,sanat ve din sembolik dokuyu oluşturan çeşitli bağlardır”.

Bugün ise insanların sosyal,sanatsal,dini ve siyasi yapısını oluşturan bu bağlar sanal bir evrene taşınmıştır.Çünkü artık sözcüklerin metaforik anlamları ve görsellerin sembolik karşılıkları kalmamıştır.Dijital göstergelerin hiçbiri artık kendilerinin dışındaki bir gerçeği temsil etmemekte ve yansıtmamaktadır.

Aynı değişim gerçek savaşın görüntüleri içinde geçerlidir.Gelişen teknoloji ile savaş kaynağı olmayan bir imgelem sistemine dönüştürülmüş,savaş sembollerin yerini  kodlar ve imaj biçimleri almıştır.

Düşman artık öteki değildir.Elektronik platform içinde savaş,bireyin,sivil ve askeri enformasyonla suç ortaklığı yaptığı melez bir ortama dönüşmüş,iyi ve kötü adamlar bu dijital aydınlık yüzey üzerinde ortak karanlık noktalar halini almışlardır.Savaşın ve özgürlüğün artık bağımsız bir geçerliliği kalmamıştır.Sanal savaşlarda amaç artık bulunulan yeri-toprağı  işgal etmek değil tekinsiz bir suret olarak belirmektir.

Tarih boyunca savaşın olduğu yerde hep  bir saldırı olmuştur.Saldırının olduğu yerde savunmada olmalıdır.Günümüzde ise bu mümkün gözükmemektedir.Çünkü geçmişten günümüze gelen görünen ile savaş görünmez olan ile bir savaşa dönüşmüştür.

Tarih boyunca her savaş kendi seyircini yaratmış,dolayısıyla sanal insanın savaşı da bugün sanal ortamda gerçekleşmeye başlamıştır.Sanal insanın savaşında görülebilir olan savaş  tıpkı büyülü bir film gibi hiç bitmeyen bir şekilde kendini yenilemekte ve  gerçeğin yerini almaktadır.Aşırı gerçekçi görüntülerle gelen hissisizleşme ve yorgunluk bu savaşın bireyler üzerindeki en kalıcı savaş yaraları haline dönüşmektedir…

Ali Alışır – 2012

www.alialisir.com

ali@alialisir.com

 

 

 

 

About these ads
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.